UYKU MU LAZANYA MI?

Çocukluğumuzun meşhur ve sevimli kahramanlarından olan Garfield, bu soruyu duymuş olsa eminim ki vereceği cevap şu şekilde olurdu: ‘Lazanya yerken uyuya kalmak.’ Tembelliğinin yanı sıra uykuya ve lazanyaya olan aşkıyla tanıdığımız bu kedi aslında şu an okuduğunuz satırların da ilham kaynağı… Nasıl mı? Doğrusunu isterseniz bugünkü sohbet konumuzun ortaya çıkış hikayesi, günlük yaşantımda Garfield’a dönüştüğümü fark etmemle başladı. Tıpkı onun gibi sadece sevdiğim şeyleri yapıyor ve bütün günümü bu şekilde geçiriyordum. Araya küçük bir not düşmek gerekirse, sevdiğim şeyler uyku ve lazanyayla sınırlı değil tabi ki…

Gün sonunda planlayıcımı gözden geçirdiğimde ise ‘tik’ atacak bir şey bulamıyordum çünkü tüm gün boyunca yapmam gereken işlerin yanına bile uğramamış olarak günü bitirmiş oluyordum. Yine bu zamanlardan birinde sosyal medyada gezinirken, ilham kaynağımızın şöyle bir mottosuna denk geldim: ‘Çalışma isteği duyunca sakin ol, hemen bir yere otur ve geçmesini bekle.’

Son zamanlarda bu mottoyu fazlasıyla uyguladığımı düşündüm. ‘Bunun bir sebebi olmalı’ diye araştırma yaparken, sık sık kullandığımız bazı kavramlarla karşılaştım. Kendimizi Garfield moduna aldığımızı fark ettirecek ve sonrasında daha bilinçli kararlar vermemizi sağlayacak bu kavramları bir de sizlerle birlikte gözden geçirmek istedim.

Siz de çoğunlukla aşina olduğunuz bu kavramları biraz daha derinden incelemek konusunda benimle hemfikirseniz okumaya devam etmeden önce kendinize bir fincan çay ya da kahve yapmak isteyebilirsiniz. Zira konuşacaklarımız, üzerine düşünülebilecek anıları tetikleyebilir ve o koltukta planladığınızdan daha uzun bir süre geçirebilirsiniz… 🙂

KONFOR ALANI: BEYNİMİZDEKİ GARFİELD

Daha önce yaratıcılık üzerine konuştuğumuz yazımızda beynimizin çoğu zaman doğal tepki verme biçiminin, alışkın olduğu yolları seçmek olduğundan bahsetmiş ve yaratıcı süreç için önemli olanın bu yollardan sapabilmek olduğunu söylemiştik.

İşte konfor alanımız tam da bu yolların oluşturduğu rotaları ifade ediyor. Diğer bir ifadeyle burası kendimizi rahat hissettiğimiz, herhangi bir risk almamızı gerektirmeyen adeta otomatik viteste olduğumuz süreçleri içeriyor. Sabah uyandıktan sonra her zamanki gibi kahvaltınızı hazırlayıp yine her zamanki şekilde işinize gitmeniz, mesainizi tamamlamak için aynı işlemleri yaptığınız bir günün sonunda o çok sevdiğiniz yemeği yemeniz ve uykudan önce o günkü dizinizi izlemeniz gibi…

Gayet sıradan olan bu senaryodaki aktivitelere ek olarak günlük hayatımızın büyük bir bölümünü oluşturan daha birçok rutin sayabiliriz. Bir düşünün, bu eylemleri gerçekleştirirken ne kadar efor sarf ediyorsunuz? Aslında çoğu zaman ne yaptığımızın farkında bile olmadığımız, otomatiğe bağlayan bu rutinlerimiz her ne kadar bizi rahatlatıyormuş gibi görünse de yapılan araştırmaların bu görüşü desteklediği pek söylenemez.

Sürekli aynı şeyi yemenin metabolik stres yarattığı ya da sürekli aynı hareketleri yapmanın kemik yapısını bozduğu gibi sürekli konfor alanı içinde olmanın da beyni küçülttüğü bir gerçek. Bunlara ek olarak canlılığın aslında bir mücadele olduğunu söyleyen sinirbilimci Sinan Canan, sıklıkla konfor alanında olan beynin bir süre sonra devreden çıktığını ve neredeyse uyku moduna girdiğini belirtiyor.

Ancak şunu da söylemek gerekir ki bu alanda olmak tamamen kötü bir şey değildir. Aslında burada performansınız gayet iyidir çünkü kişisel sınırlarınız bellidir ve kendinizden eminsinizdir. Buraya bir nevi dinlenme alanınız da diyebiliriz fakat yine de sürekli dinlenme halinde olduğunuz bir hayatta yeni yetenekler geliştiremez, bilmediğiniz hiçbir şeyi keşfedemezsiniz.

BİR ADIM ÖTESİ: ÖĞRENME ALANI

Konfor alanı kavramının ortaya çıkışı çok daha eskilere dayansa da popüler hale gelmesi yıllar sonra eğitimci ve maceracı Tom Senninger’in ‘Öğrenme Alanı Teorisi’ sayesinde gerçekleşiyor. Bu model konfor alanından çıkarak gelişmek isteyen bizler için oldukça kullanışlı ve yol gösterici bir araç diyebiliriz. Bu teoriye göre başarılı ve akıllıca yönetilen bir keşif süreci için üç alanın farkında olmamız gerekiyor; Konfor alanı, öğrenme alanı ve panik alanı…

Biraz önce uzun uzadıya konuştuğumuz konfor alanını tanımlamak için kısaca ‘içimizde beslediğimiz Garfield’ diyebiliyorken bu ‘öğrenme alanı’ ve ‘panik alanı’ da neyin nesi diye soruyor olabilirsiniz. Meraklanmayın şimdi sıra bu kavramlarda… 🙂

İç içe geçmiş üç daireden oluşan bu modelin ikinci dairesi olan öğrenme alanımız aslında bizim keşif dünyamızdır ve konfor alanımızın sınırlarının bir adım ötesi olmasına rağmen bize yeni maceralar sunabilir. Başlangıçta bilmediğiniz yolları denemek biraz korkutucu gelebilir, üzerinizde bir baskı hissedebilirsiniz ama zaten her yeni macera biraz cesaret gerektirmez mi?

Sabahları klasik bir kahvaltıdan farklı olarak bir kâse meyveli yulaf pişirmek, akşamları dizi keyfi yerine yarım saatlik yürüyüşler yapmaya başlamak, sabahları işe farklı bir yoldan gitmek, yeni türlerde filmler izlemek müzikler dinlemek ve hatta kimilerimiz için sade kahve içmeye başlamak bile konfor alanından çıkmak anlamına gelebilir. Sade kahve acımasız geldiyse eminim sizi öğrenme alanına taşıyacak başka türlü ve sizin için yeni olacak bir şeyler mutlaka vardır. 🙂

ALARM SESİ DUYMAYA BAŞLARSANIZ

İşte o zaman dairelerin en dıştaki ve sonuncusu olan ‘Panik Alanı’na giriş yapmış olmaktasınız. Öğrenme sınırlarınızın ötesine geçtiniz başa çıkamayacağınızı hissettiğiniz yeniliklerle karşı karşıyasınız. Stres seviyeniz en üst noktada, kendinizi panik halinde ve başarısızlık düşünceleriyle sarılmış olarak buluyorsunuz.

Çok fazla yeni bilgiyle ya da mevcuttaki yeteneklerinizi aşan zorluklarla yüz yüze geldiğiniz bu alanda iki ihtimal söz konusu olabilir; ilki motivasyonunuz düşmeye başlar ve yaşadığınız deneyim endişe verici bir hale bürünür. İkincisi ise bu endişe sizin için bir uyarıcı görevi görür ve direnmeye devam ettiğiniz takdirde yeteneklerinizi, karşılaştığınız zorlukla başa çıkabilecek kadar geliştirirsiniz. Böylece doğal olarak kendinizi öğrenme alanınıza tekrar çekersiniz. Hem de yeni yeteneklerinizle birlikte öğrenme alanınızı genişletmiş olarak…

Bu akış tıpkı öğrenme alanınızda edindiğiniz yeni becerileriniz konusunda ustalaşmanız ve onları konfor alanınız haline getirmenize benzer.

HER ŞEYİN BAŞI

Bu konu ile ilgili son cümlelerimize sevgili Doğan Cüceloğlu’nun bir sözü ile başlamak isterim. ‘İnsan farkında olduğu kadar yaşar!’

Konfor alanımızı oluşturan alışkanlıklarımızı, rutinlerimizi değiştirebilmenin ve öğrenme alanımıza doğru hareket edebilmenin en önemli aracı öz farkındalıktır. Şu anki halimizin neleri kapsadığını, güçlü ve zayıf olduğumuz yönlerin neler olduğunu tespit etmemiz oldukça önemlidir. Böylece üç alanımızın da hangi faaliyetlerden oluştuğunu ve ne kadar geniş olduklarını belirleyebiliriz. Çünkü hareket edebilme kısmına ancak mevcut halimizin tespitini yaparak geçebiliriz.

Bu tespitler sayesinde alanlarımızı oluşturan sınırlar arasında gezinebilmek için neye ihtiyacımız olduğunu bilebiliriz. Ayrıca güçlü yanlarımızın farkında olduğumuzda, panik alanında göstereceğimiz tepki de değişecektir. Buradaki direnç gücümüzle bağlantılı olarak öğrenmeye ve gelişmeye devam edebileceğimizi hatırlamamız gerekir.

Kendinize karşı dürüst olarak, günlük basit aktivitelerinizi bile daha farklı şekillerde yaparak, alternatif bakış açılarına kapı açarak, halihazırdaki yeteneklerinizi bir ileri seviyeye taşımak için çabalayarak ya da daha yaratıcı olmak için kendinizi zorlayarak konfor alanınıza kısa bir ‘hoşça kal’ diyebilirsiniz.

Unutmayın, öğrenme alanınızda yorgun hissederseniz şarj olmak için tekrar konfor alanınıza dönebilirsiniz. Orası sizin güvenli sığınağınız ve hep öyle kalmaya devam edecektir. Kendinize olan güveninizi tazeledikten sonra ise tekrar hareket etmeniz kaçınılmaz olacaktır. Çünkü kaosun tadını almış olan maceracılar için konfor alanı ‘rahatın battığı yer’ haline dönüşmüş demektir. 🙂

KAYNAKÇA

Page, Oliver, 2020. How to Leave Your Comfort Zone and Enter Your ‘Growth Zone’ https://positivepsychology.com/comfort-zone/

MindTools. The Learning Zone Model. https://www.mindtools.com/pages/article/learning-zone-model.htm

Başkan, Emre, 2018. Beynimiz ve Konfor Alanı Psikolojisi. Harvard Business Review Türkiye. https://hbrturkiye.com/blog/beynimiz-ve-konfor-alani-psikolojisi

Cüceloğlu, Doğan, 2009. Gelişmek Cesaret İster. http://www.dogancuceloglu.net/yazilar/523/gelismek-cesaret-ister/

Canan, Sinan, Can, Mustafa, 2019. Açıkbeyin. Konfor Alanı. https://www.youtube.com/watch?v=o_oFg_vk3i8&list=WL&index=8&t=128s

UYKU MU LAZANYA MI?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön