MUTLUYUM MUTLUSUN MUTLU

Mutluluk, hepimizin bir gün ünlü filozof Arşimet gibi ‘Eureka Eureka’ diye sevinç çığlıklarıyla koşmaya başlayacağı bir şey mi gerçekten?

Bu kavramın resmi bir tanımı var mı henüz emin değiliz. Çünkü bu konuyu kiminle tartışsak çok farklı cevaplar alıyoruz. Fakat şuna eminiz ki mutluluğu tanımlamak için ihtiyacımız olan kelimeler, genellikle olumlu duyguları çağrıştıran ve kişiye iyi hissettiren kelimeler olarak karşımıza çıkıyorlar. Davranış bilimcileri bu kavramı iyi bir şey yaptığımızda yaşadığımız duyguların bir kavramı olarak tanımlıyorlar. Nörologların bakış açısıyla mutluluk, beyinde, gerçekleştirilen davranış için ödül olarak salınan hormonların oluşturduğu deneyimden kaynaklanıyor. Dini inanışlar ise mutluluğu Tanrı’nın varlığı ile açıklıyorlar. Daha şimdiden ne kadar çok tanımdan bahsettik…

Buna rağmen ‘mutluluğun gerçekten bir sırrı var mı?’ diye sormaktan kendimizi alıkoyamıyoruz.

ANTİDEPRESAN ETKİSİ

Yaşadığımız çağda en ufak bir sıkıntı ile karşılaştığımızda bile onunla başa çıkamama düşüncesinden dolayı delireceğimizi zannediyoruz. Çünkü içimizdeki arzulara, duygulara ve baskılanmış birtakım isteklere nasıl yanıt vereceğimizi bilmiyoruz. Çoğunlukla küçük ve yönlendirici etkileri olan bu problemleri farklı yöntemlerle susturmayı tercih ettiğimiz için hayatta bize açacağı kapıları göremiyoruz.

Araştırmacı ve sinirbilim uzmanı Sinan Canan, yoğunluklu ihtiyaçlarımızdan bir tanesi olan mutluluğun, insanın tüm arzularına sürekli olarak ulaşabilmesi durumu olmadığını çünkü insan arzularının, doyurulamaz ve her an tatmin hissi mümkün olmayan isteme hali olduğunu vurguluyor.

Beyin geçmişten deneyim toplar ve bu deneyimi, gelecekteki bir hayali uygulamak için şu ana ışık olarak tutar. Dolayısıyla şu anda yaptığımız şey geleceğe dair attığımız bir adım ise bizi mutlu eder. Aksi halde geçmiş ve gelecekten gelen bilgi, vaktimizi boşa harcadığımız düşüncesiyle kaygıya dönüşerek bizi gerer ve mutsuz hissederiz. Tüm bunlara bakıldığında mutluluk için, bir yerde arayarak bulabileceğimiz bir şey değil de bir bütün olarak içinde bulunduğumuz halden memnun olma hissi diyebilir miyiz? (Canan, 2020)

HEDONİK ADAPTASYON

Mutluluk üzerine yapılan çalışmalara baktığımızda bir tanesi özellikle dikkatimizi çekmeyi başarıyor. California Üniversitesi psikoloji bölümü profesörlerinden Sonja Lyubomirsky’nin yürüttüğü bu araştırmada kronik mutluluk düzeyimizin etkilendiği üç temel faktörden bahsediliyor. Bunlar; %50 etki oranı ile genetik kodlarımız, %10 etkisi ile içinde bulunduğumuz durumsal faktörler ve %40’lık bir oran ile bireysel olarak gösterdiğimiz çaba, davranışlarımız olarak karşımıza çıkıyorlar. (Lyubomirsky ve diğerleri, 2005)

Açıkçası bu sonuçlar bizi biraz şaşırtmadı değil. Çünkü biz genellikle mutsuzluğumuzu ya da olumsuz ruh halimizi içinde bulunduğumuz koşullara bağlar, en büyük etkenin onlar olduğunu söyleyerek yakınmaya başlarız. Ancak bu sonuçlar bize gösteriyor ki; düşünce ve davranışlarımızı değiştirmenin, mutluluk düzeyimiz üzerinde ne kadar etkili olduğunu büyük ölçüde göz ardı ediyoruz. Şimdi de ‘Ama genlerimizin etkisi de oldukça büyükmüş, kesin mutluluğuma engel olan şey bu faktör’ diyerek bir kaçış yolu daha bulmaya çalıştığınızı duyar gibiyim. Öyleyse sizi fazla yormadan güzel haberi de vereyim. Bu araştırma bize ayrıca şunu da gösteriyor ki; genetik faktörlerin mutluluk düzeyimiz üzerindeki istenmeyen etkileri, kendimizi olumsuz halden uzaklaştırmaya yönelik aktif çabalarla en aza indirgenebiliyor. Gelin şimdi bu faktörleri biraz daha anlamlandırmaya çalışalım.

İnsanların iyi ya da kötü farketmeksizin, yaşamlarındaki her türlü değişikliğe uyum sağlama becerisini ‘hedonik adaptasyon’ olarak tanımlıyoruz. Yani siz içinde bulunduğunuz ve olumsuz olduğunu düşündüğünüz koşulları değiştirseniz bile sürekli bir adaptasyon halinde olduğunuz için aynı hızla da bir değişim hali içinde oluyorsunuz. Dolayısıyla dış koşulların değiştirilmesi beklenildiği kadar büyük etki yaratmıyor. Hedefe ulaştığınız halde kısa süren mutluluğunuz sebebi de tam olarak bu diyebiliriz. Tabi ki temel geçim ve güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması, mutluluğu maksimize etmeye odaklanmadan önce, daha önemlidir. Fakat bunun dışında %10’luk bir etkisi olan dış koşullara odaklanmanın pek de sürdürülebilir bir mutluluk kaynağı olmadığını söyleyebiliyoruz. Hedonik adaptasyonun bu can sıkıcı özelliğine rağmen belirli türden kasıtlı faaliyetler sayesinde mutlulukta sürdürebilir değişikliklere yol açabiliriz. Çünkü mutluluk aslında nasıl düşündüğümüz ve davrandığımızla ilgilidir. (Lyubomirsky ve diğerleri, 2005)

AKIŞ

Tüm bu yapılan çalışmalara baktığımızda mutluluğun sadece sonuçta değil aynı zamanda eylemin nasıl gerçekleştirildiğinde gizli olduğunu anlıyoruz. Çalışma hayatını mutluluğu araştırmaya adamış, birazdan bahsedeceğimiz ‘Akış Teorisi’nin de sahibi, Prof. Dr. Mihaly Csikszentmihalyi’ye ve 25 yıllık çalışmalarına göre mutluluk aslında her bir birey tarafından hazırlanılması, yetiştirilmesi ve özel olarak savunulması gereken bir koşuldur. İnsanları gerçekten memnun eden şey hayatlarıyla ilgili iyi hissetmeleridir ve sadece ‘deneyimin’ doğrudan kontrolüyle, yaptığımız her şeyden anı anına haz duyarak engelleri aşabiliriz.

Haz, ne yaptığınıza değil bunu nasıl yaptığınıza bağlıdır ve bu da dikkatinizi (diğer bir ifadeyle odağınızı) nasıl kullandığınızla doğrudan alakalıdır. Yani Akış Teorisi, olabileceğimiz en yüksek mutluluk seviyesine ancak ‘o ana, deneyime’ odaklanarak erişebileceğimizi ifade ediyor. (Csikzentmihalyi, 2017:70)

Yaşadığımız her şey -neşe, acı, ilgi, sıkılma vs.- zihinde bilgi olarak temsil ediliyor ve bu bilgiyi kontrol edebilirsek hayatlarımızın nasıl olacağına karar verebiliyoruz. Optimum deneyim dediğimiz bu durum, bilinçte olanları kontrol edebilmek olarak tanımlansa da sadece bilişsel bir beceri değildir. En az zekâ kadar duyguların ve iradenin de kullanımını gerektirir. (Csikzentmihalyi, 1990)

Unutmayın Psikonomikler bütün bunlar farkındalık, güçlü bir öz disiplin, cesaret ve en önemlisi de isteklilik gerektirir. Çünkü değişim kolay değildir, sabır ve sürekli uğraş gerektirir. (Barbalic, 2019)

Yapılan onca araştırmadan ve okumalardan sonra bizim bakış açımızdan mutluluğu tanımlamadan da bitirmek istemiyoruz. Bize göre mutluluk ‘bir bütün olarak yolda olma hali’ olarak tanımlanabilir. Mutlu olmak isteyen insanın ise uzun bir yolculuğa çıkmaya hazır ve istekli olması gerekir.

KAYNAKÇA

Sinan Canan, Mustafa Can. AçıkBeyin. Antidepresan, İlaç Firmaları, Depresyon, Mutluluk.  https://www.youtube.com/watch?v=nWb5d4Ugoj8

Lyubomirsky, S., Sheldon, K.M. and Schkade, D., 2005, Pursuing Happiness: The Architecture of Sustainable Change, Review of General Psychology, 9, 111-131

Csikzentmihalyi, M., 1990, Flow: The Psychology of Optimal Experience

Barbalic, D., 2019, The Power Of Happiness And Its Application In Coaching–How A Positive Mindset Can Spark Change In Life

MUTLUYUM MUTLUSUN MUTLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön