KUMARBAZ YANILGISI

Hepimizin içindeki pusuya yatmış kumarbazı ortaya çıkarıyoruz. Hazır taptaze bir yıla girmişken yeni bir kararla salıverelim içinizdeki kumarbazı…

Kumarbaz yanılgısı, bir şeyin geçmişte beklendiğinden daha az ortaya çıkmasından dolayı yakın bir gelecekte ortaya çıkma olasılığının çok yüksek olduğunu kabul eden mantıksal bir tarafı bulunmayan bilişsel önyargıdır.

Monte Carlo Yanılgısı olarak da adlandırılan kumarbaz yanılgısının ortaya çıkış hikâyesi ise şöyle;

1913 yılında Monte Carlo’daki bir kumarhanenin rulet masasında olma olasılığı 136,8 milyonda bir olan bir şey oldu. Top 26 defa art arda siyaha düştü. Her seferinde siyaha denk geldiğine şahit olan müşteriler ise daha büyük heyecanla kırmızıya bahis oynamaya başladılar. Art arda bu kadar siyah gelmesinin sonucu kırmızının gelmek için can atıyor olmasıdır coşkusuyla o gün epey para kaybettiler. Tarihe Monte Carlo Yanılgısı olarak geçerken her zaman ki gibi tek kazananın kumarhane sahibi olduğunu da anlıyoruz, neyse konumuz bu değil.

OLASILIK OLASILIKTIR

Herkesin gözden kaçırdığı ufak bir ayrıntı vardı: Olasılık olasılıktır.27.kez top atıldığında bile siyah veya kırmızı gelme olasılığı eşittir (%50).

En basit olarak yazı tura attığımızda bile üst üste yazı gelmişse artık sıra turadadır diye düşünürüz.

Sınavlarda art arta A şıkkını işaretleyip de acaba bir yanlış mı yaptık diye hemen kontrol ihtiyacı hissetmeyen var mı?

Ya da 3 kız çocuktan sonra bir sonraki erkek çocuk olacak düşüncesi/baskısı ile toplumsal genlerimize işlemiş olan kumarbazlığa şahit olmayan var mı?

Olayların hepsi birbirinden bağımsız olmasına rağmen beynimiz aralarında bağ kurup kumarbaz yanılgısına düşerek olasılıkları yanlı değerlendirme eğilimde bulunuyor. Olayların birbirlerini etkileyebilecekleri yönünde heveslenmeden önce derin bir nefes alıp düşünmek sanırım bizi birçok yanlış karardan alıkoyacaktır. Ne dersiniz?

KUMARBAZ YANILGISI

KUMARBAZ YANILGISI” hakkında 6 yorum

  1. Doğru söze ne denir? Ben müsaadenizle buna “sürü psikolojisi” tanımı yapıp ve ardından da (afedersiniz) “pavlov’un köpeği sendromu ile benzeltirmek isterim. Nihayetinde herşey içgüdüsel olarak gelişiyor, olay örgüleri farklı olsa da.. Güzel yazıydı, tebrikler

  2. Dostoyevski’nin Kumarbaz adlı eserinde de konuyla alakalı şöyle bir konuşma geçer;
    “Şunu “zero”ya koy, hemen.
    – Büyükanne, daha şimdi çıktı “zero”, dedim, uzun süre çıkmaz bir daha. Hem çok oynuyorsunuz, biraz bekleyin bari.
    -Bırak gevezeliği de ne diyorsam onu yap!
    – Siz bilirsiniz, ama akşama kadar bir daha çıkmaz belki de, bin kez oynasanız gene çıkmaz. Çok görülmüştür böyle olaylar. “

  3. Olasılık anlatırken bunu hep vurgularım; her ne olursa olsun ihtimaller çok yakın gibi dursa bile aslında olasılık hep %50 dir. Ve biz sizin de dediğiniz gibi diplerimizde küçük bir kumarbaz saklıyoruz. Her şey bizim elimizdeymiş gibi o ihtimaller deryasında boğuluyoruz. Biraz tefekkür bizi kendimize getirecektir. Kaleminize sağlık 🌸

    1. Hocam değerli yorumunuz ve katkınız için çok teşekkür ederim😊

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön