HİKÂYENİN GÜCÜ

İLETİŞİM NEDİR ?

İletişim en genel tanımıyla iki insan veya insan grubu arasında gerçekleşen duygu, düşünce, davranış ve bilgi alışverişi olarak açıklanabilir. Fakat biz iletişimi en basit ve en derin tanımıyla ele alacağız.

İletişim; anlam paylaşımıdır.

Gün içerisinde sürekli birileriyle iletişim halindeyiz. Sabah komşumuza günaydın diyoruz, gazetemizi aldığımız büfe çalışanına teşekkürlerimizi iletiyoruz, taksiden inerken taksiciye hayırlı işler diliyoruz. İş arkadaşlarımızla yapılacak işleri tartışıyoruz eve dönünce eşimize günümüzün nasıl geçtiğini anlatıyoruz. Yani sürekli birileriyle bir şeyler konuşuyoruz. Belki mutluluğumuzu paylaşıyoruz belki dert anlatıp dert dinliyoruz. Fakat iletişim çarkı sürekli işliyor.

Peki iletişimi nasıl anlamlandırıyoruz?

İletişimi anlamlandırmanın ve akılda kalmanın en etkili yolu metaforlar ve hikayelerdir…

METAFOR

Metafor simgesel anlatımdır. Metaforu bir şeyi başka bir şeyle anlatmak ya da benzeterek anlatmak olarak tanımlayabiliriz. Metaforlar insanın hayal gücünü zenginleştiren, yaratıcılığını arttıran ve anlatılanın akılda kalmasını kolaylaştıran çok etkili araçlardır. Metafor ile anlatmanın en kolay yolu ise hikâyeleştirerek anlatmaktır.

HİKÂYE

Hikâyeleştirerek anlatım; verilmek istenen ana mesajın dinleyicilere en etkili şekilde ulaştırılabilmesi için konular arasında anlamlı bağ kurabilmeyi gerektiren anlatım tekniğidir.” (ELGİN, 2018) Hikâyeleştirerek anlatım olayları anlamlandırmamızı ve temellendirmemizi sağlar. Hikayeler zihnimizde kalıcı yer edinir ve bizden bir parça haline gelir çünkü hikâyeler yüreklere dokunur.

Hikayeler iletişimi nasıl anlamlandırır?

Bu konuda Temel Aksoy şöyle söylüyor; ‘’ Hikâye dinlerken insan sorgulayan mantığını devreden çıkarır ve bağ kuran, anlam arayan bir psikolojiye bürünür. Algılarını açar ve etkilenmeye hazır bir duruma geçer. Hikâye dünyası bu nedenle sihirli bir dünyadır. İyi anlatılan bir hikâye sadece dinleyeni etkisi altına alıp harekete geçirmekle kalmaz aynı zamanda kulaktan kulağa bir iletişim başlatır.’’ (AKSOY, 2019)

Aslında bizler günümüzün nasıl geçtiğini anlatırken, başımızdan geçen bir olayı hatırlatırken veya hayallerimizden bahsederken kahramanlığını kendimiz yaptığımız hikayeler anlatıyoruz. Bu bağlamda her birimiz doğuştan hikâye anlatıcılarıyız. Fakat kimimiz bu yeteneğine sıkı sıkıya sarılmış, kimimiz ise bu yeteneğinden haberdar bile değil.

Bu yeteneğine sıkı sıkı sarılanlar yaşadığı her olayın aslında kendi hikayesinin bir parçası olduğunu farkında olan ve kendi hikayesine tutunup, anlatmaktan çekinmeyenlerdir. Onlar kalbimize dokunup zihnimizde yer edinenlerdir.

Aslında her birimizde doğuştan var olan bu yeteneği geliştirmek kendi elimizdedir. Hikayelerin gücüne ne kadar inanırsak ne kadar okuyup ne kadar anlatırsak hikâye anlatıcılığı yeteneğimizi o kadar geliştiririz, hikayelere ne kadar tutunursak o kadar akılda kalır ve kalplere dokunuruz.

Aklımızda kalan kalplerimize dokunan hikayeleri düşünelim. Shakespeare bize aşkın ölümden daha üstün olduğunu söyleseydi akılda kalıp kalplere dokunabilir miydi? Fakat Sinan Sülün’ün söylemiyle ‘’Shakespeare bize aşkın ölümden daha üstün olduğunu söylemedi. Bize Romeo ve Juliet’i anlattı.” (SÜLÜN, 2015)

Hikâye aşkın ölümden üstünlüğünü Romeo ve Juliet ile anlatmaktır. Hikâyenin gücü ise Romeo ve Juliet’in bizi buna inandırmasıdır. Hikâyelere tutunalım ve hikâyelerin gücüne güvenelim. Onlar bizi yarı yolda bırakmayacaktır…

KAYNAKÇA

Temel Aksoy, 2019, Öyküler Neden Bu Kadar Önemli?

İhsan Elgin, 2018, Hikâyeleştirerek Anlatmanın Yolları

Prof. Dr. Celal Demir / Araş. Gör. Özge Karakaş Yıldırım, 2019, Türkçede Metaforlar ve Metaforik Anlatımlar

Sinan Sülün, 2015, TEDx TALKS, Hikayenin Gücü

HİKÂYENİN GÜCÜ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön