25 KURUŞLUK İKTİSAT

25 KURUŞLUK İKTİSAT

Merhaba Sevgili Psikonomikler

Bugün Twitter’da bir video gördüm ve ilk yazıma bu videodan bahsederek başlamak istiyorum. Videoda 9-10 yaşlarındaki üç kafadar kaldırımda oturmuş Dolar ve Euro’nun son günlerdeki yükselişinden rahatsızlıklarını dile getiriyorlardı. Benim de aklım 2003-2004 yıllarına gitti. Bizim o dönemde tüm iktisadi problemimiz, mahallede maç yaparken kullanacağımız top seçiminden ibaretti.

Üç seçeneğimiz vardı. Birinci seçenek olan dikişli futbol topu bizim için hem ergonomiklik açısından hem de ekonomik bakımdan hiç uygun değildi. İkinci seçeneğimiz olan plastik top ise fiyat olarak ucuzdu ancak çok hafif olması nedeniyle bizim oyunlarımız için uygun bir top değildi. Son seçeneğimiz, kames top ise hem ekonomik hem de oynaması çok zevkli bir toptu. Tüm çocuklar toplanır takımlar oluşturulurdu. Top alma aşamasına geldiğimizde herkes tartışır sonra aramızdan bir lider çıkar ‘’Arkadaşlar, herkes annesinden 25 kuruş getirsin kames top alalım hem dayanıklı olsun hem ekonomik olsun’’ derdi. Evlere koşulur 25 kuruş istenir, zor da olsa alınır ve düdük çalar o heyecanlı maç başlardı. Evet işte bizim o dönem tek iktisadi problemimiz 25 kuruşluk kararı alabilmekti.

25 kuruş da olsa insan elindeki sermayeyi en verimli ve etkili biçimde kullanmayı gerektirecek kararlar alır. Ya da aldığını sanır.

Tıpkı MÖ 8. yüzyılda yaşayan Yunan çiftçi şairi Hesiod gibi… Hesiod ‘a göre kıtlığın üstesinden gelmek için emeğin, malzemenin ve zamanın verimli bir şekilde tahsis edilmesi gerekir. Sınırsız istekleri olan insanoğlu sınırlı kaynaklarla dolu bu dünyada 25 kuruş için de 25 milyon dolar için de karar almak zorundadır. Bu nedenle ülkemizde ve dünyada tüm iktisatçılar verimlilik ve üretkenlik kavramlarını üstün tutarlar. Rasyonel insan, kaynaklarını ne kadar verimli kullanırsa o kadar yüksek yaşam standardına sahip olabileceğini düşünür.

Ludwing Von Mises,”Ekonomi somut maddelerin konusu değildir. Ekonominin konusu, insanlar ve insanların değerleri ile hareketleri üzerinedir” diyor.

Ekonomi deyince insanların aklına para, hükümetler, bakanlıklar, merkez bankaları gibi birçok şey gelir. Ekonominin asıl konusu 25 kuruşluk kararlar alan insanın, bu kararları alırken ne kadar rasyonel davrandığı ile ilgilidir. Gerçekten verdiğimiz kararlarda rasyonel miyiz? Hesiod milattan önce verimlilik kavramını öne sürdü çünkü kıtlığın çözümü olabilmesi için en rasyonel kararı almak zorundaydı.

Bugün 21.yüzyıl dünyasında kıtlıktan daha büyük sorunlar ile karşı karşıya olan insan her an yeni kararlar almak zorundadır. Bu kararları alırken dikkatlice değerlendirir ve olumsuz sonuçları göz önünde bulundurur. Sonuçta da alınan hemen her kararda rasyonel davrandığımızı düşünür. Oysa kararlarımızı etkileyen çok önemli bazı faktörler vardır ve biz genellikle bu faktörü göz ardı ederiz. Rasyonel bir karar aldığımızı düşündüğümüz çoğu zaman için fiziksel veya sosyal çevremizin, bilinçli bir çaba olmaksızın, bizi nasıl etkilediğinin farkında olmayız. Aynı zamanda zihnimizin değerlendirme merkezi çoğunlukla algıladığımız gerçeklikler, kalıplar, kavramlar, soyutlamalar, nesnel bilgi veya inanç dediğimiz şeylerden oluşur. (Jesus Gil Hernandez 2016)

İşte bu noktada olanları bize açıklayacak yeni bir alan karşımıza çıkıyor; ‘’Davranışsal İktisat’’… Öyle görünüyor ki çok da yeni olmayan fakat özellikle son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz bu alan, irrasyonel bir şekilde kendimizi nasıl rasyonel sandığımızı bize detaylarıyla açıklayacak.

25 KURUŞLUK İKTİSAT
Başa dön